Bize Ulaşın +90 392 2240666-2240870 Ana Sayfa | Künye | İletişim | Arşiv Arama
Gazete Kıbrıs, Günluk gazete Kıbrıs, KKTC gazeteleri
BUGÜNKÜ DEMOKRAT BAKIŞ  
Haber Arşivi:      
     
HABERLER  
+ Ana Sayfa
+ İç Haberler
+ Dış Haberler
+ Spor Haberleri
+ Magazin
+ Kültür Sanat
+ Hukuk Köşesi
+ Yaşam
+ Mizah
+ Karikatür
+ Arşiv Arama
PARTİ HABERLERİ  
+ Duyurular
+ Parti Etkinlikleri
+ Duvar Yazıları
 
ANKET  
 
 
RADYO VE TELEVİZYONCULARA ETİK DERSİ
12 Mar 2008

Yayın Yüksek Kurulu'nun düzenlediği 2'inci Radyo ve Televizyon Çalışanları Eğitim Semineri'nin ikinci gününde dün "Görsel ve İşitsel Yayıncılıkta Etik" ve "Işık, Ses ve Kamera Kullanımı" konularında seminerler verildi.
Sabahki ilk seminerin konuşmacıları Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Nur Betül Çelik  ve Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi (YDÜ) Öğretim Görevlisi Gürdal Hüdaoğlu oldu.
Öğleden sonraki semineri ise, Girne Amerikan Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Eroğlu ve Advance System Yetkilisi Mustafa Hamidi verdi.

ÇELİK: "ÖZDENETİM NOKSANLIĞI VARSA SANSÜR TEHLİKESİ ORTAYA ÇIKAR"
UKÜ İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Nur Betül Çelik, "etik"in iyinin doğasını sorgulayan bir felsefe olduğunu söyledi. Çelik,  mesleki sorumluluklar yerine getirilirken engellerin nasıl aşılacağının da etikle ilgili olduğunu söyledi.
"Haber nedir, kime ve nasıl bilgi aktarıyoruz, kamunun bilgi edinme hakkı, toplumsal sorumluluk, her şey haber mi, medyanın eğlendirme işlevinin sınırı, özel hayat ve mahremiyet sınırı, haberin birilerine zarar verecek içeriği varsa yine de yayınlanmalı mı" gibi konularda sorular yönelten ve bunların etik tartışmasında yer alması gereken konular olduğunu kaydeden Doç. Dr. Nur Betül Çelik, "Etik özdenetimle birlikte düşünülmeli. Özdenetim noksanlığı varsa, sansür tehlikesi ortaya çıkar" dedi.
Çelik, basının düşünce özgürlüğüne dayandığını vurgulayarak, dışarıdan kurallar empoze edileceğine, gazetecilerin kendi sınırlarını oluşturmasının daha iyi olduğunu ancak bunun her zaman kolay yapılamadığını, özgürlükle keyfilik arasına da sınır konması gerektiğini söyledi.

 "HABER ÇABUK BOZULAN BİR MAL…"
"Düşünce ve ifade özgürlüğü temel hak ama belli sınırlar içinde düşünmeliyiz. Dıştan değil, mesleğin yürütücüleri olan bizler sınır çizmeliyiz" diyen Nur Betül Çelik, haberi, "pazarlama mantığı olan ve çabuk bozulan bir mal" diye tanımladı.
Çelik, zamanla yarışan gazetecinin doğru haber için birden çok kaynaktan haberini doğrulatması gerektiğini belirtti. Kamunun bilme hakkının, haber verme işlevini meşrulaştıran en büyük gerekçe diye kullanıldığını söyleyen Çelik, ancak bunun her zaman doğru olmadığını kaydetti.

 "HER ŞEYİ BİLME İHTİYACI VAR MI…"
"Herkesin her şeyi bilme ihtiyacı var mı?" diye soran Çelik, "reyting" kaygısıyla yapılan bazı yayınları eleştirdi.
Gazetecinin kamunun sesi olmakla iktidarın veya belli çıkar gruplarının sesi olmak arasındaki sınıra çok dikkat etmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Nur Betül Çelik, görüntünün daha fazla inandırıcı olduğu düşüncesiyle televizyon haberciliğinin gereğinden fazla görüntüye dayandırıldığını, toplumun da düşünmek yerine eğlenmeyi tercih ettiğini anlattı.
UKÜ İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Nur Betül Çelik, gazetecinin görevinin doğru ve nesneli aktarmak koşuluyla dünyada yaşanan her şeyi vermek olduğunu, hangi konunun daha önemli olduğunu ve ilk sırada verilmesi kararı verilirken de ahlaki değerlerin öne çıktığını kaydetti.

"ZARAR VERMEDEN HABER VERİN…"
Gerçeğin tek ve gerçekleri haber yapmanın da kolay olmadığını belirten Çelik, yarar-zarar ilkesini gözeterek bazen haberleri, programları yayınlamamanın gündeme gelebileceğini ifade etti. Çelik, gazetecilere, "zarar vermeden haber vermeyi" öncelikleri arasına koymaları tavsiyesinde bulundu.

HÜDAOĞLU: "TARAFSIZLIK İDEOLOJİK PERDE"
YDÜ İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Gürdal Hüdaoğlu da, "etik"in dönemsel ve sistemik olduğunu belirterek, tarafsızlığı, "düne ait, ama çok da önemli olmayan, hatta zararlı" diye niteledi.
Bir muhabirin yazdığı haberde kullandığı "vurguladı" veya "iddia etti" gibi sözcüklerle bile taraf olduğunu kaydeden Hüdaoğlu, "Tarafsızlık ideolojik perdedir" dedi.
Kodlara indirgenmiş tüm ilke metinlerine uyarak da "ahlaksızlık" üretilebileceğini belirten Hüdaoğlu, etiğin de bazen "ahlaksızlığın kılıfı" yapılabildiğini söyledi.
Etiğin, biraz da deneyim biriktirmek olduğunu, radyo ve televizyonlarda gazetelerdeki kadar ilkeler olmadığını, radyo ve televizyonların hukuki alan olarak düzenlendiğini oysa gazetecilerin kendi öz denetim kurumları bulunduğunu anlatan Gürdal Hüdaoğlu, "Gazetecilik devletten yakasını kurtardı ama radyo televizyonlar öyle değil" diye konuştu.

 "HER EVE GAZETE GİRMİYOR AMA TV VAR…REKLAM PASTASI 50 MİLYON DOLAR"
Gürdal Hüdaoğlu, her eve gazete girmediğini ama her evde televizyon bulunduğunu belirterek, televizyonun kitlelere ulaşmada daha kuşatıcı olduğunu söyledi.
Hüdaoğlu, her medya mensubunun kendi iyisini inşa etmek zorunda olduğunu da ifade etti.
Kıbrıs Türk medyasının bir geçiş medyası olduğunu belirten Hüdaoğlu, ülkede artık medya piyasası bulunduğunu anlattı. Gazete, radyo, televizyon ve ajansların sayısının her geçen gün arttığını vurgulayan Hüdaoğlu, geçmişte ideolojik nedenlerle gazete çıkarılırken, dün para kazanma amacıyla gazete çıkarıldığını belirtti.
Hüdaoğlu, KKTC'de yıllık reklam pastasının 50 milyon dolar olduğunu da bildirdi.

GEÇİŞ MEDYASI
Gürdal Hüdaoğlu, "geçiş medyası" özellikleri gösteren Kıbrıs Türk medyasında neyin faydalı olduğuna değil, neyin "eğlendirici" ve "popüler" olduğuna bakıldığını, programlara yurttaş katılımının şu anda medyanın en büyük zenginliğini oluşturduğunu ifade etti.
Televizyonların yaşam alanlarından giderek uzaklaştığını, düzenlemelere de karşı çıktığını belirten Hüdaoğlu, Kıbrıs Türk medyasında daha çok kalite sorunu yaşandığını vurguladı. Hüdaoğlu, medyada ahlak sorununun da bulunduğunu, ancak "çok dramatik bir sorun" olarak nitelenemeyeceğini söyledi.
Basının devletle ilişkilerinin de çarpık olduğunu ifade eden Gürdal Hüdaoğlu, haber ve reklamlarda karmaşa ve muğlaklık yaşandığını, haberlerde bazı kişi ve kuruluşlara methiyeler düzülerek gizli reklamlar yapıldığını anlattı.

"TAK HABERLERİNİN KULLANIM ORANI YÜZDE 85…"
"Haber içeriklerinin reklamlarla işgali ciddi sorun ve bunun daha da ciddileşmesi riski var" diyen Hüdaoğlu, Kıbrıs Türk medyasında çok fazla "devlet reklamcılığı" yapıldığı görüşünü ifade etti.
Hüdaoğlu, özetle, "Ülkemizde devlet haberciliği müzmin bir sorun. Haber bültenleri devleti yönetenlerle açılır, onlarla kapanır. Başbakan konuştuğu zaman haber olur, bugün konuşacak diye de haber yapılıyor. Medyada TAK haberlerinin kullanım oranı yüzde 85. Haber gündemleri, yaşam alanlarından koptu" dedi. Medya kuruluşlarının devletten himaye istemesini de eleştiren Gürdal Hüdaoğlu, bunun özgür basını engellediğini söyledi.  Hüdaoğlu, yurt dışı ziyaretlere "muhabir götürülmesinin" gazetecileri "bakanlıkların halkla ilişkiler elemanı" konumuna soktuğunu, bunun da korkunç bir ahlaki sorun olduğunu belirtti. Gürdal Hüdaoğlu, telif hakları ödenmemiş film yayınlarını ve uyarı yapılmadan telefon görüşmelerinin kayda alınarak  yayınlanmasını da basında etik sorunlar arasında sıraladı.
YYK'nın eğitim semineri bugün "Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon" konusunda Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi Öğretim Görevlisi, Tiyatro Sanatçısı Ali Ecder Akışık'ın sunumuyla devam edecek.

 
 
  
 

  Yazdır    Arkadaşına Gönder   Favori Listeme Ekle   

 
  KÖŞE YAZARLARI
 
 
  Diğer Köşe Yazarları
 
 
Ana Sayfa | İç Haberler | Dış Haberler | Ekonomi | Spor Haberleri | Magazin | Kültür Sanat | Arşiv | Parti Etkinlikleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2008 Demokrat Bakış
Designed & Powered by Dotmasterz Ltd.