İlgen: Ceza tek başına suçu önlemeye yetmez

İlgen: Ceza tek başına suçu önlemeye yetmez

Başsavcı İlgen, geçtiğimiz Adli Yıl’a dair çalışmalarla ilgili de bilgi verdi

18 Eylül 2017 - 22:33

Başsavcı Aşkan İlgen, ölümlü trafik kazalarında artış, bu konuda verilen cezalarla ilgili kamu vicdanında rahatsızlık olduğunu kaydederek, “Ölümlü kazalara ilişkin cezaların arttırılmasının yerinde olacağı kanaatindeyim” dedi.

Cezanın tek başına suçu önlemediğini vurgulayan İlgen, “Ceza artırımı yanında, çocuklara trafik eğitimi verilmeli, aileler çocuklarını bu konuda bilinçlendirmeli. Bu, sadece trafik için değil tüm suçlar için geçerli” dedi.

Adli yılın açılışında konuşan İlgen, KKTC’de nüfusa göre suç işleme oranının yüksek olduğunu, son yıllarda özellikle trafik, uyuşturucu ve cinsel suçlarda artış görüldüğünü söyledi. İlgen, “Artışın önüne geçilemiyor. Geçen adli yılda devlet, 625 ağır ceza davası, 28 bin 122 ceza ve trafik davası, 29 Anayasa Mahkemesi, 433 Yüksek İdare Mahkemesi, bin 348 hukuk davasında Başsavcılık tarafından temsil edildi” dedi.

Ceza Yasası’nda yapılan son değişikliğe de değinen Aşkan İlgen, “Cinsel suçlara ilişkin cezalar arttırıldı. Ancak bu suçlarla ilgili olarak özellikle küçük yaştaki mağdurlar dikkate alınarak Şahadet Yasası’nda da düzenleme yapılmalı” ifadesine yer verdi.

Yüksek İdare Mahkemesinde ve kaza mahkemelerinde devlet aleyhine açılan davaların her yıl arttığını söyleyen İlgen, “Devlet aleyhine sonuçlanan davalara ekseriyetle idare adına hareket eden veya karar alan kamu görevlilerinin bilgi eksikliği sebep oluyor” dedi, hizmet içi eğitime, tayin ve terfiler yapılırken liyakata önem verilmesine dikkat çekti.

Denetimli Serbestlik Yasası’yla ilgili de açıklama yapan Başsavcı, “Gerekli alt yapı oluşturulmadan geçen bu yasa, çıkarılma amacına hizmet etmiyor. Bir an önce tadil edilmesi gerek” dedi.

“PERSONEL, BİNA, ARAÇ-GEREÇ EKSİKLİĞİ VAR...”

Başsavcılığın, idari personel, bina, araç-gereç bakımından eksiklikleri olduğunu kaydeden Aşkan İlgen, polis tarafından boşaltılan binanın tadilatına başlandığını, tamamlanınca üst katın Başsavcılığın kullanımına verileceğini söyledi.

Başsavcılığın görevlerini hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesi için sadece binanın yeterli olmadığını kaydeden İlgen, personel, araç- gereç eksikliğinin bir an önce giderilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“SUÇ ORANI ARTTI”

KKTC’de nüfusa göre suç işleme oranının yüksek olduğunu, bunun zaten dile getirildiğini belirten Başsavcı, “Artışın önüne geçilemiyor” dedi.

Mahkemelerde verilen cezalara zaman zaman kamuoyundan tepkiler geldiğini de söyleyen İlgen, polisin, savcılığın ve mahkemelerin yürürlükteki mevzuata uygun olarak işlem yapmak ve karar  üretmek zorunda olduğunu vurguladı.

“MAHKEMELERİN VEYA SAVCILIĞIN MEVCUT YASALARI UYGULAMAKTAN BAŞKA   ŞANSI YOK”

Yasa yapma görev ve yetkisinin KKTC halkı adına Cumhuriyet Meclisi’nde olduğunu da anımsatan KKTC Başsavcısı Aşkan İlgen, şöyle devam etti:

“Yürürlükteki mevzuatta boşluk bulunması veya cezaların caydırıcı olmaktan  uzak  olması  veya  yasaların  günün  koşullarına  uygun  olmaması  durumunda dahi mahkemelerin  veya  savcılığın  mevcut  yasaları  uygulamaktan  başka   şansı yoktur.”

Ülkede, son yıllarda özellikle trafik, uyuşturucu ve cinsel suçlarda artış olduğunu söyleyen İlgen, şöyle devam etti:

“Ceza Yasası’nda yapılan son değişikliklerle cinsel suçlara ilişkin cezalar arttırıldı. Ancak bu suçlarla ilgili olarak özellikle küçük yaştaki mağdurlar dikkate alınarak Şahadet Yasası’nda da düzenleme yapılması gerek. Cinsel nitelikli bir suça methalder olan kişi psikolojik olarak etkilenmektedir. Mağdurun küçük olması durumunda bu etkilenmenin daha ciddi boyutlarda, travma niteliğinde olacağı aşikardır. Mevcut Şahadet kurallarımızda sanığın suçunu kabul etmemesi durumunda şikayetçi konumunda olan kişinin mahkemeye tanık olarak gelmesi suçun ispatlanabilmesi için büyük önem taşımaktadır.”

“CİNSEL SUÇLARDA ŞİKAYETÇİLER MAHKEMEYE GELME KONUSUNDA İSTEKLİ DEĞİL”

“Cinsel suçlarda şikayetçiler mahkemeye gelme konusunda istekli değil” diyen İlgen, şöyle devam etti:

“Özellikle yaşı küçük olan mağdurların aileleri, doğal olarak, çocuklarının sanık ile yüzleşmesini ve aynı travmayı tekrar tekrar yaşamasını istemiyor. Böyle bir durumda ise sanığın suçu işlediğini makul şüpheden ari olarak ispatlayacak şahadetin yokluğunda maalesef bu dosyalar daha ileriye gidememekte ve belki de suçlular serbest kalmaktadır.

Küçükleri sanıklarla karşı karşıya getirmeyecek yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği kanaatindeyim.”

“ÖLÜMLÜ KAZALARA İLİŞKİN CEZANIN ARTTIRILMASININ YERİNDE OLACAĞI KANAATİNDEYİM”

Ülkede gün geçtikçe artan suçlardan birinin de ölümlü trafik kazaları olduğunu belirten Başsavcı İlgen, şunları söyledi:

“Ölümlü trafik kazaları ile ilgili olarak yapılan yasal değişiklikle bu suç Ağır Ceza Mahkemesi yetkisine alınmış ve 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırmıştır. Ancak bu maalesef ölümlü trafik kazalarının önüne geçmeye yetmemiştir. Bu da bize göstermektedir ki, tek başına ceza suçu önlemeye yetmemektedir. Ceza artırımı yanında, trafik eğitimi okullarda çocuklarımıza verilmeli, aileler çocuklarını trafik konusunda bilinçlendirmelidir. Esasen bu husus sadece ölümlü trafik kazaları için değil tüm suçlar için de geçerlidir.”

Başsavcı, “Bu suçta meydana gelen artış ve kamu vicdanındaki rahatsızlıklar dikkate alınarak ölümlü kazalara ilişkin cezanın arttırılmasının yerinde olacağı kanaatindeyim” dedi.

KANAYAN YARA: “UYUŞTURUCU”

Uyuşturucu suçlarının ülkenin kanayan yarası haline geldiğini de vurgulayan İlgen, “Uyuşturucu suçları ile ilgili bir haberin  medyada yer almadığı gün yok gibi. Bu suç ile mücadelenin önleyici tedbirler alınarak yapılabileceği kanaatindeyim. Toplum uyuşturucu hakkında bilgilendirilmeli, okullarımızda uyuşturucunun zararları çarpıcı örneklerle çocuklarımıza anlatılmalı, çocukların uyuşturucu maddeyi merak için bile olsa denemelerini engelleyecek önlemler alınmalıdır. Aileler ve öğretmenler uyuşturucu konusunda çocuklara telkinde bulunmalı ve aileler çocuklarında herhangi bir değişim gözlemlemeleri halinde bunun sebeplerini araştırmalıdır” şeklinde konuştu.
 
DENETİMLİ SERBESTLİK YASASI... “EKSİKLİKLERİ, AKSAKLIKLARI İLETTİK AMA YASA MEVCUT HALİYLE GEÇTİ”

2016’da Cumhuriyet Meclisi tarafından kabul edilip yürürlüğe giren Uyuşturucu Madde Bağımlıları ve Kullanıcıları Hakkında Denetimli Serbestlik Yasası’ndaki eksiklikler ve uygulamadaki sorunlarla ilgili de konuşan Başsavcı, şöyle devam etti:

“Bu yasanın yasalaşma sürecinde KKTC Başsavcılığı olarak gördüğümüz eksiklik ve/veya aksaklıkları gerekli mercilere iletmemize rağmen yasa mevcut hali ile Cumhuriyet Meclisinden geçmiştir.

 Uyuşturucu madde bağımlılarını rehabilite etme ve sadece kullanıcı olan kişilere bir şans verme amacı ile çıkarılan bu yasanın bugün bu amaca hizmet ettiğini söylemek zordur. Yasada uyuşturucu madde kullanıcıları ile ilgili, denetimli serbestlik kapsamında oldukları süre içerisinde yerine getirmeleri gereken ve bu kişileri yeniden topluma  kazandırmayı hedefleyen yükümlülüklerin bir kısmının bu kişiler tarafından yerine getirilmesi fiilen mümkün olamamaktadır.”

 “Gerekli alt yapı oluşturulmadan geçen bu yasanın mevcut uygulaması  ile yasanın çıkarılma amacına hizmet etmiyor” görüşünü dile getiren İlgen, “Denetimli Serbestlik Yasası olarak adlandırılabilecek bu yasanın belki de en büyük eksikliği, kullanıcı olduğu söyleyen kişilere tanımış olduğu sınırsız denetimli serbestlik hakkından yararlanma hakkıdır” dedi.

“DENETİMLİ SERBESTLİK YASASI BİR AN ÖNCE TADİL EDİLMELİ”

Başsavcı konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Mevcut uygulanması ile Yasa, sanıkların kişisel kullanımı için tasarrufunda bulundurduklarını beyan ettikleri  uyuşturucu maddeler ile ilgili olarak, herhangi bir miktar kısıtlaması olmaksızın denetimli serbestlik hakkı tanımaktadır. Bilindiği üzere ceza davalarında ispat külfeti iddia makamı olan Savcılık üzerindedir. Sanığın kişisel kullanımı için olduğunu beyan ettiği uyuşturucu miktarı ne olursa olsun iddia makamının şahadet yokluğunda bunu ispat etmesi mümkün değildir. Bu nedenle satmak için tasarrufunda bulundurduğu uyuşturucu madde ile yakalanan sanıklar da denetimli serbestlik hakkından yararlanabilmektedirler. Yasanın bir an önce tadil edilerek Denetimli Serbestlik hakkından yararlanabilecek miktarların yasada açıkça belirlenmesi gerektiği kanaatindeyim. Yine uygulamadan doğan sorunlar da dikkate alınarak gerekli diğer değişikliklerin de bu yasanın amacına hizmet etmesi isteniyorsa, yapılması gereklidir.”

CEZAEVİNİN DURUMU...

Konuşmasında Merkezi Cezaevi’nin durumuna da değinen Başsavcı, “Mahkumların cezaevinde  sağlıklı  koşullarda  kalmaları  sağlanmalı  ve  cezaevinde  oldukları  sürece  eğitime  tabi  tutulmaları  gerekmektedir. Merkezi Cezaevinin mevcut haliyle bu amacı gerçekleştirdiğini söylemek mümkün değil” dedi.

Merkezi Cezaevi’nin ek ranzalarla yaklaşık 451 kişi kapasiteli olduğunu belirten İlgen, cezaevinin günün ihtiyaçlarına cevap verememesinin mahkumlar ve gardiyanlar arasında huzursuzluklara yol açtığını söyledi.

“Cezaevi sorununun, islah etme amacına da hizmet edecek yeni bir bina ile ortadan kalkacağı inancındayım” diyen Başsavcı İlgen, ihale sürecinin tamamlandığı bilgisini İçişleri Bakanlığı’ndan aldığını belirtti.

Başsavcı İlgen, “Yeni cezaevinin yıllardır dile getirilen, çocuk suçlular için ıslahevi olmaması eksikliğini de bir nebze de olsa azaltmasını umduğumu belirtmek isterim”  dedi.

“BİR YILDA 28 BİN 122 CEZA VE TRAFİK DAVASI...”

Başsavcı İlgen, geçtiğimiz Adli Yıl’a dair çalışmalarla ilgili de bilgi verdi.

Başsavcılıkta, Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısı dahil 28 Savcı, 3 Savcı Yardımcısı ve 100 personelin görev yaptığını ifade eden İlgen, şunları ekledi:

“Geçen adli yılda devlet, 625 ağır ceza davası, 28 bin 122 ceza ve trafik davası, 29 Anayasa Mahkemesi, 433 Yüksek İdare Mahkemesi, bin 348 hukuk davasında Başsavcılık tarafından temsil edildi. İskan İşleri ve görevli Bakanlık Taşınmaz Mal Komisyonu huzurunda bulunan yaklaşık 5 bin 327 başvuruda Başsavcılık tarafından temsil edildi. Ayrıca Başsavcılık tarafından devlet organlarına 910 hukuki mütalaa ve bin 284 polis dosyası için mütalaa verildi.”

Yüksek İdare Mahkemesinde ve kaza mahkemelerinde devlet aleyhine açılan davaların her yıl artış gösterdiğini de söyleyen Aşkan İlgen, “Yüksek İdare Mahkemesi’nde açılıp, devlet aleyhine sonuçlanan davalara ekseriyetle idare adına hareket eden veya karar alan kamu görevlilerinin bilgi eksikliği sebep oluyor” dedi.

Kamu görevlilerinin hizmet içi eğitime tabi tutulmaları gerektiğine işaret eden İlgen, “Tayin ve terfiler yapılırken liyakata önem verilmesi de önemli” ifadesine yer verdi.

KIBRIS KONUSU... “ANAYASANIN 1’İNCİ MADDESİNDEKİ İLKELERİ ÖZÜMSERSEK EVİMİZ TEMİZ OLACAK”

Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen ve “görüşmelerin başarısız olduğu hepimizin malumu” diyen İlgen, “Bu görüşmeler sonrası çeşitli kişi ve kesimlerce ‘çözüm olmamış olabilir ancak biz kendi evimizi temizleyelim’ söylemi dile getirilmiştir. Anayasamızın 1. maddesine göre KKTC demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir cumhuriyettir. Bu maddede yer alan ilkeleri özümsersek kendi evimizin içinin temiz olacağına herhangi bir şüphem yoktur” dedi.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hükümetten çekilmeyeceğiz
Hükümetten çekilmeyeceğiz
ABD'den Türkiye açıklaması
ABD'den Türkiye açıklaması