kktc gazeteleri - günlük gazete kuzey kıbrıs - kktc online gazete - demokrat bakış gazetesi - kktc online medya - gazete kıbrıs - kıbrısın gazetesi - kktc online basın - kktc günlük haber portalı
Demokrat Bakış Gazetesi Kıbrıs Gazete
Online gazete kuzey kıbrıs Demokrat Bakıs Gazetesi
gazete kktc kktc gazeteleri
kktac medya kktc haber
  07 Eylül 2010, Salı kktc günlük gazete
Ana Sayfa | Künye | İletişim 
Bugünün Gazetesini Gör >>
Haber Arşivi:
     
   HABERLER                   kktc gazetesi günlük haberler
İç Haberler
Dış Haberler
Spor Haberleri
Magazin
Kültür Sanat
Hukuk Köşesi
Yaşam
Mizah
Karikatür
Arşiv Arama
   PARTİ HABERLERİ      
Duyurular
Parti Etkinlikleri
Duvar Yazıları
 
   ANKET                          
 
 
 
 
 
   
Tijen Zeybek 10 Mar 2010 
  
Kadın deyince aklına ancak ve sadece vajina geldiği için kadınlar gününü "Menapoz ve rahim ağzı kanseri" konulu konferansla

Kadın deyince aklına ancak ve sadece vajina geldiği için kadınlar gününü "Menapoz ve rahim ağzı kanseri" konulu konferansla
taçlandıran errrrrkekler ve sabah sabah memurelerine dağıtmak üzere odacısını karanfil almaya yollayan müdürcükler bu nafile inancın biçare müşterileridirler.

Endüstri devrimine kadar yani fabrika bacalarında tüten dumanın kurumu hayatın üstünü örtmeye başlayıncaya, kurulan bantlarda ve tezgâhlarda insanlar evinden, tarlasından, bahçesinden, mahallesinden, ovasından, yaylasından, dağından, ailesinden, komşusundan kopuk, makinelerin ve mekanizmaların bir parçası olmaya mahkûm edilinceye kadar kadın olmak başka bir şeydi, tıpkı insan olmanın başka bir şey olduğu gibi. Kapitalizmle birlikte kadınlık durumu erkek bakışıyla bir kere daha yorumlandı (Tıpkı egemenlik kavramının icadını gerektirmeyen, böyle bir kavrama ihtiyaç duyurmayan ana merkezli yaşama son vererek ataerkil düzeni getiren erkek bakışlı yorum ve sonrakiler gibi).
Fabrikalarda, dokuma tezgahlarında makinenin -henüz-
yapamadığını yapmak üzere insan gücüne duyulan ihtiyaç
erkeklerle kapanmayınca evdeki kadınları hatırladı kapitalist zekâlar. İşte o andan itibaren kadını kadın yapan ve onu erkekten ayıran bütün özellikleri tu kaka ilan edildi. Kadına "işçi" olarak bakmaya başlayınca patronlar onun adet sancıları, doğurganlığı, ana oluşu, çocukları onu tezgâhtan uzak tutan -onlar buna
"üretimden koparan" derler- defolar olarak görülmeye başlandı.
Kadın erkeğe bakarak bir hayli sorunluydu. Erkeğin tersine, eviyle işyeri arasındaki mesafe kadın için fabrikanın kapısından içeri girince unutulan bir mevhum olmuyor, olamıyordu. Kadın işyerine gelirken eğer çocukları güvende değilse doğası gereği, tıpkı olması gerektiği gibi kendini tam olarak işine veremiyor, bir parçası hep evde kalıyordu. Üstelik kadınlar hamile oluyor,
doğuruyor, daha sık hastalanıyor ve erkeklere göre daha duygusal davranıyorlardı.

Bütün bunlar bir "işçi" de aranan özellikler değildi. İşçi dediğin terinin son damlasına kadar kullanılacak ve karşılığından ancak ölmeyecek kadar -asgari- bir ücret ödenerek satın alınacak zamane köleleriydi. O yüzden erkeklerin dolduramadığı
fabrikalara -kerhen de olsa- kadınları sürdüler. Onları kapitalist ağızla "üretime kattılar". Kadın işçi defolu işçiydi. Bu nedenle asgari ücret ödeyerek azami kârın peşinde koşan patronlar kadına erkeklere verdiklerinin de altında bir ücret ödeme yoluna gittiler.
Ta ki kimi patron, müdür, müsteşar, belediye başkanı, parti başkanı vs. bir dolu zibidi erkeğin kadın çalışanlarına karanfil dağıttığı gün olarak bilinip kutlanan Dünya Kadınlar Günü'nü doğuran 8 Mart direnişine kadar. Kırk bin dokuma işçisi daha iyi koşullar için greve gidince polisler tıpkı bugün olduğu gibi işçilere saldırmıştı. O gün çoğu kadın yüzün üstünde işçi öldürülmüştü.

Günümüzde kadınlar o günden bu güne epey yol kat ettiklerini zannetsinler diye kapitalizm çok çaba sarf ediyor. Kadınlara önceleri çocuk doğurmayı bırakın, siz kuluçka makinesi misiniz, iş hayatına atılınız diyorlardı, böyle yürümedi tabii. Sonra, çocuk da yapınız kariyer de, demeye başladılar. Bu ses aslında
kadınlara şunu diyordu:  Ana olmanın hazzını yaşayıp gücünü kuşanmaktan vazgeçin -ki onlar bizim sizden asla
alamayacaklarımızdır-. Gelin bizim sahip olduğumuz paranın ve şiddetin gücüne ortak olun.
   Bu sese kulak veren kadınlar nerden vazgeçtiklerinin farkına bile varamadan kendilerini üniforma giyip silah kuşanırken, kürsü yumruklarken, rakiplerini tıpkı bir erkek gibi acımasızca ezerken, kadınlara en az erkeklerin baktığı kadar küçümseyerek bakarken buldular. Tanrı'nın ya da tabiatın kadına verdiği ilahi gücün karşısına -ki o yaşamın ta kendisidir- insanın erkek cinsinin aklıyla düştüğü kötü yolun acınası semeresi parayı ve şiddeti koymak ve bunun böyle sürebileceğine inanmak da ancak erkek aklının yatabileceği nafile bir iştir.
   İşte bugün kadın deyince aklına ancak ve sadece vajina geldiği için kadınlar gününü "Menapoz ve rahim ağzı kanseri" konulu konferansla taçlandıran başkan errrrrkekler ve sabah sabah memurelerine dağıtmak üzere odacısını karanfil almaya yollayan müdürcükler bu nafile inancın biçare müşterileridirler.

 
 

  Yazdır    Arkadaşına Gönder   Favori Listeme Ekle   

 
  KÖŞE YAZARLARI                   
 
 
  Diğer Köşe Yazarları
 
Ana Sayfa | İç Haberler | Dış Haberler | Ekonomi | Spor Haberleri | Magazin | Kültür Sanat | Arşiv | Parti Etkinlikleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2008 Demokrat Bakış
Designed & Powered by Dotmasterz Ltd.