kktc gazeteleri - günlük gazete kuzey kıbrıs - kktc online gazete - demokrat bakış gazetesi - kktc online medya - gazete kıbrıs - kıbrısın gazetesi - kktc online basın - kktc günlük haber portalı
Demokrat Bakış Gazetesi Kıbrıs Gazete
Online gazete kuzey kıbrıs Demokrat Bakıs Gazetesi
gazete kktc kktc gazeteleri
kktac medya kktc haber
  07 Eylül 2010, Salı kktc günlük gazete
Ana Sayfa | Künye | İletişim 
Bugünün Gazetesini Gör >>
Haber Arşivi:
     
   HABERLER                   kktc gazetesi günlük haberler
İç Haberler
Dış Haberler
Spor Haberleri
Magazin
Kültür Sanat
Hukuk Köşesi
Yaşam
Mizah
Karikatür
Arşiv Arama
   PARTİ HABERLERİ      
Duyurular
Parti Etkinlikleri
Duvar Yazıları
 
   ANKET                          
 
 
 
 
 
   
Emine SİVRİ 10 Mar 2010 
  
BİRAZ MUTLULUK…

Bugün insanoğlunun her daim mutlu olması
gerektiğini düşünüyorum
Bu nedenle de mutluluğun ne anlam taşıdığını düşündüm gün boyu.
Bana göre mutluluk;
"Sevmek, sevilmek, sevdiğine sarılabilmek, sıcaklığını hissedebilmek
ve göklere uçabilmektir,
Kişinin kendine değer vermesi, önemsemesi demektir,
İçindeki çatışmalara aldırış etmeden kahkaha atamasan dahi gülümsemek,
Negatif düşüncelere rağmen pozitif olabilmeyi bilmektir,
Mutluluk yetinmeyi
bilmektir,
Bana göre beklenmedik bir anda kar yağması demektir,
Veya yağan yağmurla
sırılsıklam ıslanmaktır,
Mutluluk köhne bir köyde sevdiğin bir insanla bir dilim peynir ve simitle ateşte pişmiş çayını yudumlamaktır,
Dağ yolunda yürüyüş
yapmak, kırlarda koşmaktır,
Mutluluk, sevdiğin aşk romanını bir anda okumaktır ve hayal kurmaktır,
Mutluluk, kötü niyet taşımadan hırs yapmak ve zoru başarmaktır…"
Tüm bu yazdıklarım sizi hala daha mutlu etmiyorsa o zaman yazımın devamında internetten bulduğum ve mutlu olduğum bu hikâyeyi bir okuyun derim…

"Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile.
Bu adam, bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?
Birisi nasıl olduğunu sorsa; "Bomba gibiyim" diye yanıt verirdi. Doğal motivasyoncuydu...
Yanında çalışanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse,
Jerry yanına koşar,
duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni... Bir gün Jerry'ye
gittim. Anlayamıyorum dedim. 'Nasıl olur da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun. Bunu nasıl başarıyorsun?'
Jerry'in bana söylediği, 'Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün iki
seçimin var: Havan ya iyi olacak, ya kötü. Derim. Havamın iyi olmasını seçerim.
Kötü bir şey olduğunda gene iki seçimim var: Kurban olmak, ya da ders almak.
Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.
Birisi bana bir şeyden şikâyete geldiğinde, gene iki seçimim var.
Şikâyetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben hayatın olumlu yanlarını seçerim.
Yok, yahu, diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani?
Evet. Kolay dedi Jerry. Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl
etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının iyi ya da kötü olmasını seçersin...
Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağını seçersin!
Jerry'nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onu
hatırladım.
Yıllar sonra, Jerry'nin başına çok tatsız bir şey geldi. Soygun için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp, Jerry'yi delik deşik etmişler...
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış. Taburcu edildiğinde, kurşunların bazıları hala vücudundaymış. Ben onu, olaydan altı ay sonra gördüm.
Nasılsın? Diye sorduğumda, Bomba gibiyim dedi.
Olay sırasında neler
hissettin Jerry dedim.
Yerde yatarken, iki
seçimim var diye düşündüm. Ya yaşamayı seçecektim, ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim.
Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi? Ambülânsla gelen sağlık görevlileri harika
insanlardı. Bana hep iyileşeceksin merak etme dediler. Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerlerken,
doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana; Adam ölmüş diyordu. Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam
olacaktım gerçekten.
Ne yaptın? Diye merakla sordum. Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak
herhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu. Evet diye yanıt verdim. Var. Doktorlar ve hemşireler merakla
sustular.
Derin bir nefes alarak kendimi toparladım ve bağırdım: Benim
kurşunlara alerjim var!
Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım. Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil…
Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının büyük
katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana yeni ders oldu.
Her gün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme
şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim. Ve her şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu…"

Hikâye böyle. Şimdi iki seçiminiz var:
1. MUTLU OLMAK
2. Bu köşe'nin var olduğunu unutmak ve
SOMURTMAYA devam etmek.
Karar sizin…

 
 

  Yazdır    Arkadaşına Gönder   Favori Listeme Ekle   

 
  KÖŞE YAZARLARI                   
 
 
  Diğer Köşe Yazarları
 
Ana Sayfa | İç Haberler | Dış Haberler | Ekonomi | Spor Haberleri | Magazin | Kültür Sanat | Arşiv | Parti Etkinlikleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2007-2008 Demokrat Bakış
Designed & Powered by Dotmasterz Ltd.