Tüm vatandaşlar kurallara uymalı

Tüm vatandaşlar kurallara uymalı

2017-2018 Adli yılı dün AKM’de düzenlenen törenle açıldı.

18 Eylül 2017 - 22:40

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, tüm vatandaşların kurallara uymakla yükümlü olduğunu; kurallara uyulmaması, tanınmamasının kaos, belirsizlik, itaatsizlik ve kanunsuzluk getireceğini söyledi.

Şefik, “bir ülkedeki hukuk düzenini korumak sadece mahkemelerin görevi değildir. Kuralların uygulanmasını ve bunlara uyulmasını sağlamak için tüm kurumlarda denetim yapılması gerekir. Denetim yapılmadığı takdirde kurallara uyulmasını beklememek gerekir. Şu anda ülkemizdeki tüm sorunların altında düzgün ve gerektiği şekilde denetim yapılmaması yatmaktadır” dedi.

2017-2018 Adli yılı dün AKM’de düzenlenen törenle açıldı.

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, adli yılın açılış töreninde yaptığı konuşmada, 2017-2018 adli yılının ülke ve camialarına hayırlı olmasını temenni ederek, bir önceki adli yılın çok yoğun bir tempoyla geçtiğini anımsattı.

Bir önceki yıl, çok önemli kararlara imza atıldığına işaret eden Şefik, Kıbrıs meselesinde maalesef Türk tarafının tüm çabalarına rağmen bir sonuç alınamadığını söyledi.

“ADALETİN DÜZGÜN ÇALIŞMASI İÇİN EN ÖNEMLİ UNSUR DÜZGÜN ÇALIŞMA ORTAMI”

Bağımsız bir yargı için yargıçların ve çalışma hayatlarının rahat şartlarda olması gerektiğini ifade eden Şefik, adaletin düzgün çalışması için en önemli unsurlardan birinin uygun çalışma ortamı olduğunu vurguladı. 
Lefkoşa Kaza Mahkemesi yanındaki eski polis binasının restorasyonuna bu yıl başlandığını anlatan Şefik, binanın yıl sonuna kadar bitirilmesinin hedeflendiğini aktardı.

Diğer kazalarda bina sorunlarının devam ettiğine işaret eden Şefik, diğer bölgelerde yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

YÜKSEK MAHKEME BİNASI İÇİN YARIŞMA…

Geçen adli yıl içinde Yüksek Mahkeme binası için Bakanlar Kurulu kararıyla bir arazi tahsil edildiğini, buraya yapılacak bina için bu yıl bir yarışma düzenleme hedefinde olduklarını kaydetti.

Bina sorunu yanında en önemli sorunlarından birinin ise personel sıkıntısı olduğuna değinen Narin Ferdi Şefik, hali hazırda 289 personelleri bulunduğunu, bu sayının yetersiz olduğunu belirtti.

39 kadronun Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından onaylanarak, münhallerin açıldığına işaret eden Şefik, sınavların yıl sonuna kadara Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından yapılmasının hedeflendiğine dikkat çekti.

“BİR DAİREYE GİREN BİR KAMU GÖREVLİSİNİN, BAŞKA KURUMA GEÇİŞİ KOLAY OLMAMALI”

Personelle ilgili en önemli sıkıntılarından birinin, başka dairelere ve kurumlara geçmek isteyenler  olduğunu ifade eden Şefik, bir daireye giren bir kamu görevlisinin, başka kuruma geçişinin bu kadar kolay olmaması, Kamu Görevlileri Yasası’nın bu yönüyle de ele alınması gerektiğini  vurguladı.

Geçen yılki konuşmasında Yargıçların özlük hakları ve disiplin işlemleriyle ilgili eksiklikler olduğunu ifade ettiğini anımsatan Şefik, bu konuda 2017-2018 yılı içinde, kendileri için çok önemli bir gelişme gerçekleştiğini, konu hakkında tadilat yasasının ivedilik kararıyla Meclisten geçtiğini anlattı.

Nüfus artışıyla çoğalan dava sayılarının, daha fazla yargıç ihtiyacını da beraberinde getirdiğini  söyleyen Narin Ferdi Şefik, binaların yeterli hale getirilmesiyle yeni yargıç atamasının da mümkün olacağına dikkat çekti.

“YARGIÇLARIN ÖZLÜK HAKLARIYLA İLGİLİ OLUMLU GELİŞMELER…NÖBET TUTAN YARGIÇLARA YÜZDE 3 EK TAHSİSAT”

Yargıçların özlük haklarında olumlu gelişmeler de kaydedildiğini söyleyen Şefik, nöbet tutan kıdemsiz ve kıdemli yargıçlara yüzde 3 ek tahsisat verileceğini belirti. Şefik, yapılan diğer olumlu gelişmelere de değindi.

Şefik, geçen yıl dile getirdiği kabarık dosya sorunun bu yıl da devam ettiğine işaret ederek, icra ile ilgili mevzuatın Baro Konseyi’nin öncülüğünde bir grup hukukçu tarafından gözden geçirilerek inceleneceğini, bu konuda çalışmalara başlandığını anlattı.

“İCRA İLE İLGİLİ MEVZUAT DEĞİŞTİRİLMELİ”

İcra ile ilgili mevzuatın en erken bir zamanda değiştirilmesinin zaruri olduğunu aktaran Narin Ferdi Şefik, kaza mahkemelerindeki yargıçların her gün bu tür istidalarla uğraşmadıkları taktirde huzurlarındaki dava dosyalarına daha fazla zaman ayırabileceklerini, davaların daha erken neticelenmesinin sağlanabileceğini söyledi.

Mazbatalar konusuna da değinen Şefik, Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde 400, Mağusa Kaza Mahkemesinde 300, Girne Kaza Mahkemesi’nde 326, İskele Kaza Mahkemesi’nde  72, Güzelyurt Kaza Mahkemesi’nde 69 ve Lefke’de oturum yapan Güzelyurt Kaza Mahkemesi’nde 783 olmak üzere, toplam 1950 mazbata bulunduğunu aktardı.

Ceza davalarında ise, cezaları tahsil edilmesi için ısrar edilen bin 190 mazbata bulunduğunu, genel toplam olarak tahsil edilmeyi bekleyen 3 bin 140 mazbata bulunduğunu ifade eden Şefik, personel sıkıntısı çeken Polis Genel Müdürlüğü’nün bu iş için çok az sayıda polis memuru görevlendirebildiğini, bunun için daha fazla polis görevlendirilmesi gerektiğini anlattı.

Bu görevin polisten alınıp, mahkeme bünyesine verilmesi veya icra özelleştirilecekse ortaya çıkacak yeni düzen içine yerleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Şefik, ülkede genç hukukçuların daha verimli kullanılabilmesinin de önemine işaret etti.

“ÜLKEDEKİ HUKUK MEZUNLARININ TÜMÜNÜN ARANAN NİTELİKLERDE OLDUĞUNU SÖYLEMEK ZOR”

Hukuk eğitiminin önemine de değinen Şefik, bu konuya dikkat edilmesi gerektiğini, ülkedeki hukuk mezunlarının tümünün aranan niteliklerde olduğunu söylemenin de zor olduğunu belirtti.

Geçtiğimiz adli yılda ülkenin gündemine damgasını vuran iki olaya değinen Narin Ferdi Şefik, bunlardan birinin mandamus emirnamesi, diğerinin de mahkeme gündemleriyle ilgili basın ve sosyal medyada yazılan yazılar olduğunu belirtti.

Serbest Çalışan Hekimler Birliği’nin, Sağlık Bakanlığı’na ikame ettiği başvuruyla mandamus emirnamesinin gündeme geldiğini anımsatan Şefik, mandamus emirnamesi ve süreç hakkında bilgiler verdi.

Şefik, cezai konularla ilgili yazılan yazılarda, eksik veya hatalı bilgilerin aktarılabildiğini, bu konularla ilgili kamuoyunda önyargının oluşturulabildiğini, fetüs davası diye bilinen davada da bunun bir benzerinin yaşandığını kaydetti.

“YARGI TOPLUMUN HALA ÇOK SAYGI DUYDUĞU KURUMLARDAN BİRİ”

Şefik şöyle devam etti:

“Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, kararı okumayan, hukuk kurallarına aşina olmayan, ispat külfetinin ne olduğunu, şahadetin ne şekilde değerlendirileceğini bilmeyen kişiler tarafından eleştirilmiş, bir gazete daha da ileri giderek, tüm yargıçların rüşvet aldığını gösteren bir karikatür yayımlama cüretini göstermiştir. Yargı bu karikatürden çok rencide olmuştur.”

Yargının toplumun hala çok saygı duyduğu kurumlardan biri olduğunu ifade eden Şefik, “bilgisizce, bilinçsizce, cahil cesaretiyle, neticelenmemiş davalarla ilgili basında veya sosyal medyada yazı yazma, yorum yapma, konuşma adaletin tecellisini önleyebileceği gibi, tanıkların ortaya çıkmasını ve konuşmalarını da engelleyebilmekte, olayların çözülmesine gerçeklerin ortaya çıkmasına da engel teşkil edebilmektedir” dedi.

“YARGININ HALKIN GÖZÜNDE KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMESİNİN ÖNÜNE GEÇİLMESİ ÖNEMLİ”

Yargının halkın gözünde küçük düşürülmesinin önüne geçilmesinin önemine vurgu yapan Şefik, şartlı tahliye tüzüğü ve TC-KKTC hukuk ticari ve cezai konularda adli yardımlaşma, tanıma ve tenfiz, suçluların geri verilmesi ve nakli sözleşmesi onay yasasına da değindi.

Mevcut uygulamalardaki sorunlara değinen Şefik, siyasi atamaların çoğunluğunun oluşturduğu bir kuruldan çıkan kararların tartışmalı olduğunu kaydetti.

2007-2017 yılları arasında toplam 144 hükümlünün TC’ye geri iade edildiğini anımsatan Şefik,  bu hükümlülerin cezalarının belirli bir kısmının KKTC’de çekmeleri gerektiğinin ilgili sözleşmede yer almadığını, bu hükümlülerin iade edildikten sonraki akıbetlerinin de bilinmediğini belirtti.

Bunun yargıya açık bir müdahale olduğuna dikkat çeken Şefik, suçluların iade edildikten sonra cezasını geri gönderildiği yerde de çekmesinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Şefik, “aksi takdirde KKTC suç cenneti olma yolunda ilerleyecektir” dedi.

“TÜM VATANDAŞLAR KURALLARA UYMAKLA YÜKÜMLÜ”

Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğüne değinen Şefik, tüm vatandaşların kurallara uymakla yükümlü olduklarını söyledi.

Kurallara uyulmaması, tanınmamasının kaos, belirsizlik, itaatsizlik ve kanunsuzluk getireceğini ifade eden Şefik şöyle devam etti:

“TÜM SORUNLARIN ALTINDA DÜZGÜN VE GEREKTİĞİ ŞEKİLDE DENETİM YAPILMAMASI YATMAKTA”

“Bir ülkedeki hukuk düzenini korumak sadece mahkemelerin görevi değildir. Kuralların uygulanmasını ve bunlara uyulmasını sağlamak için tüm kurumlarda denetim yapılması gerekir. Denetim yapılmadığı takdirde kurallara uyulmasını beklememek gerekir. Şu anada ülkemizdeki tüm sorunların altında düzgün ve gerektiği şekilde denetim yapılmaması yatmaktadır.”

Kuralların uygulanmasını sağlamak için kurallara uymayanlara cezai müeyyide uygulanmasının zaruri olduğunu vurgulayan Narin Ferdi Şefik, hatır, direktif ve benzeri nedenlerle kanunlara ve kurallara aykırı davrananların cezalandırılması gerektiğini kaydetti.

Ülkede gündem olan pek çok yolsuzluk konusunun mahkemeye taşınmadığını belirten Şefik, yargının ancak mahkemeye bir dava ikame edildikten sonra devreye girebileceğini de anımsattı.

“SEÇİM VE HALKOYLAMASI YASASI SON HALİNİ ALMAK ÜZERE”

Konuşmasının sonunda bu yıl yapılacak milletvekilliği seçimlerine de değinen Narin Ferdi Şefik, Seçim ve Halkoylaması Yasası’nın son halini almak üzere olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun da buna paralel olarak çalışmalarına devam ettiğini kaydetti.

“SEÇİM ALIŞILAN SÜREDEN DAHA UZUN BİR ZAMANDA NETİCELENECEK”

Şefik, yeni seçim sistemiyle ülke genelinde 50 adaya oy verileceği için, gerek vatandaşların oy kullanma süresi gerekse oyların sayımını yapacak sandık kurullarının, onları kontrol edecek ilçe seçim kurullarının ve  en son birleştirmeyi yapacak Yüksek Seçim Kurulu’nun görevlerinin uzayacağını anlattı.

Şefik, seçimin alışılan süreden daha uzun bir zamanda neticeleneceğini sözlerine ekledi.

BEDEVİ: “TOPLUMUN GENELİ EKONOMİK SAĞLIKSIZLIKTAN RAHATSIZ”

 Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, adalet ve toplumsal düzene bakıldığında ülkenin yaşayanlara güven ve huzur vermediğini vurgulayarak, toplumun genelinin ekonomik sağlıksızlıktan rahatsız,  geleceğe dair belirsizlik ve endişe içerisinde ve düzenin yetersizliğinden ve adaletsizliğinden şikayetçi olduğunu vurguladı.

YARGININ BAĞIMSIZLIĞI…

Adaletin tesis edilmesinin hukuk devleti olabilmekten, yani hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesinden geçebileceğine işaret eden Bedevi, hukuk devletinin veya hukukun üstünlüğünün gerçekleşebilmesinin en temel şartlarından birinin de yargının bağımsızlığı olduğunu vurguladı.

2017-2018 Adli yılı bugün AKM’de düzenlenen törenle açıldı.

Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi adli yılın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adaletin bir devletin veya toplumun ve onun huzurunun temeli olduğuna dikkat çekerek, adaletin eksik veya aksak olduğu yerde, kaos ve mutsuzluğun türeyeceğini söyledi.

Bedevi, “Hakimlerin baskıya ve etkiye tabi tutulmamalı ve sadece hukuk, vicdan ve olguları baz alan tarafsız kararlar için serbest olmalarıdır. Bu bağımsızlık, yasama ve yürütme organlarından, kamuoyu ve medyadan, her türlü kişi ve güçten bağımsız oluşu içerdiği gibi, yargının kendi içerisinde bağımsızlığı ve rütbelilerine karşı bağımsızlığı da kapsamaktadır” dedi.

Hukuk dünyasında ciddi sıkıntıların mevcut olduğuna dikkat çeken Bedevi, dava sayılarının nüfus ve coğrafyaya göre çok fazla olduğunu, gerek hükme kadarki süreç, gerekse hükümden sonraki “İcra” aşamalarının çok uzun gittiğini belirtti.

Bedevi, genel olarak birçok konuda, gerek yasal mevzuatta, gerekse uygulamada, değişikliğe ve yeniliğe ihtiyaç olduğuna işaret ederek, davaların adaletten taviz vermeksizin, daha erken neticelendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Sorunlara ve çözüm önerilerine değinen Bedevi, davaların mümkün mertebe kaynaktan kurutmak veya azaltmaya çalışmak gerektiğini söyledi.

Ünver Bedevi, “alacak-verecek” davaları ile ilgili net teşhisler koymak gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Bu kategorideki yığılmanın yegane sebebi, ödeme alışkanlığının yitirilmesi olamaz. Toplumun yarısından fazlasından bahsediyoruz. Bu boyutta dava, icra, taksit veya hapislik istidası üretip yürüten başka bir ülke var mıdır acaba? Uygulama gelen ‘imzalandı-bitti’ yaklaşımı da kabul edilemez. Nitekim gelişmiş ülke Parlamento ve Mahkemeleri böylesi yaklaşımı bir asırdır kabul etmemektedirler. Bu konularla ilgili en temel faktör tabii ki ülke ekonomisinin istikrarlı çarpıklığıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen katkılar ile ayakta duran, adil ve yeterli vergi toplayamayan, dıştan yeterince gelir elde edemeyen, varolanı da adil dağıtamayan, özel sektör ve çalışanlarının kaderlerine terk edilmiş olduğu, yeterince üretmeyen ve ihracat yapmayan, bir ekonomik düzen sürdürmekteyiz. Diğer temel faktör ise, bu konulara ilişkin, çağımıza ve ülke koşullarımıza uygun yasal düzenlemelerin bir türlü yapılamayışıdır. Bu konuları Adil bir çizgiye getirmek şarttır.”

Konu hakkında atılması gereken adımlara da değinen Bedevi, yürürlükteki Yapılandırma Yasası’nda yer alan tarihlerin güncellenmesi, ayrıca devlet alacaklarına ve donuğa düşmemişler dahil tüm borç-alacak ilişkilerine şamil kılınması gerektiğini kaydetti.

"FAİZ YASASI ŞART"

Devam eden veya ileriye dönük kurulacak tüm borç-alacak ilişkilerinde fahiş faizi gayri-yasal kılacak, faiz hadlerini ve/veya katını sınırlayan ve yürürlükten kaldırılmış bulunan Fasıl 150 benzeri bir “Faiz Yasası”nın da şart olduğunu vurgulayan Bedevi, bu yönde bir taslağın ise Baro tarafından Meclise sunulduğuna işaret etti. Bedevi, konu hakkında yapılması gereken diğer yasal düzenlemelere de değindi.

"MECLİS’TE HUKUK KOMİSYONU OLUŞTURULMALI"

Barolar Birliği Başkanı Bedevi, Meclis’te Hukuk Komisyonu’nun bir an önce kurulması gerektiğine değinerek, komisyonun kurulabilmesi için Baro tarafından hazırlanmış taslağın da Meclise sunulduğunu aktardı.

Yargı bacağında yaşanan sıkıntılara değinen Bedevi, bununla bağlantılı olarak, yasa koyucudan, yani Meclis’ten de söz edilmesi gerektiğini belirterek, Meclisin yapı, üretkenlik, ve yasa kalitesi bakımlarından, tatminkar olmaktan çok uzak olduğunu savundu.

Eksik veya yetersiz yasaların ve yapılması gereken ancak yapılmayan yeni, kaliteli yasaların, uygulamada çok sorun yarattığını ve adalete takoz teşkil ettiğini söyleyen Ünver Bedevi, “Her halükarda Meclis’e daha fazla hukukçu üye gönderilmeli ve ayrıca sözü edilen Hukuk Komisyonu oluşturulmalıdır” dedi.

Hukuk camiasının yüzde 90’ından fazlasının avukatlardan oluştuğuna, geriye kalan yaklaşık yüzde 10’unun da yine avukatlar arasından seçilip hakim veya savcı olarak görev yaptığına dikkat çeken Bedevi, şöyle devam etti:

“Hak arayan bireyin adalet limanına ulaşmada yegane gemisi Avukattır.

Ancak ülkemizde, dünyanın en eski mesleklerinden birini icra eden Avukatlar mutlu değildir. İşleri yavaş ve zor ilerlemekte, birçok meselede masraflarını tahsil etmekte zorlanmaktadırlar. Devlet kaynaklı davalar eşit dağılmamakta, devlet kaynaklı ve dava maksatlı bilgi ve belgelerin temini külfetli olmaktadır. Keyifli bir meslek giderek eziyete dönüşmektedir.

Mesleki sorunlar ve Yargıdaki sorunlarla boğuşmanın yanı sıra, ülkedeki ekonomik bozukluktan da,  genel inanışın aksine menfi yönde etkilenmektedirler.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hükümetten çekilmeyeceğiz
Hükümetten çekilmeyeceğiz
ABD'den Türkiye açıklaması
ABD'den Türkiye açıklaması