Kıbrıs sadece bir ada mı? (2)
Taha Can Gürlek

Taha Can Gürlek

Kıbrıs sadece bir ada mı? (2)

20 Ağustos 2017 - 22:15

Türkiye’nin Kıbrıs davasından vazgeçmesi halinde Anadolu ve Anadolu insanının nefes borusu tıkanacak ve nefes alamamaya başlayacaktır. Güneyde İkmal yollarının kapanması zamanla tehlike çanlarının çalmasına da yol açacaktır. Nitekim Atatürk bunun farkında varmış ve Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye’nin o zor günlerine ve maddi yokluklarına karşın yurt dışında açılan ilk konsolosluklardan birini Kıbrıs Larnaka’ya açılması için ciddi çabalar sarf etmiştir. Kıbrıs Türk’ünün Türklük bilincini diri tutmak adına birçok Kıbrıs Türk gencine özel burslar vererek Türkiye’de eğitimlerini tamamlamalarını sağlamış, spor, kültürel vb. alanlarda faaliyetler yaparak, Kıbrıs'ta Türk Kültürünü, Türk dilini canlı tutmayı, Türkiye ile bağları güçlendirmeyi, Türk Toplumunda milli heyecan ve coşku yaratma çabası içerisinde olmuştur. Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ile çok açık ortaya koyduğu gibi Türkiye’nin vicdani ve uluslararası yükümlülükleri olmasa bile sadece kendi güvenliği için Kıbrıs’ın Türk ekseninden çıkmasına izin verilmesi mümkün değildir. Bütün bunlara ilaveten önümüzdeki yıllarda Kafkas, Orta Asya ve Hazar petrolleri ile doğal gazı borularla İskenderun körfezine gelecek ve buradan dünyaya pazarlanacaktır. Komşumuz Irak’ın petrolü halen buraya akmaktadır. Türkiye hali hazırda adaya su aktarımına geçtiğimiz günlerde başlaması ve günden güne gelişen İskenderun ve Mersin limanları Türkiye’nin ithalat ve ihracatında önemli bir rol oynamaktadır. GAP ile yüksek ivme kazanacak üretim bu limanlardan dünyaya pazarlanacaktır. İşte Kıbrıs meselesi, bütün bu gelişmeleri yakından ilgilendiren ve kontrol eden bir konuma sahiptir. Günümüzde gelişimini tamamlayan ülkelerin Kıbrıs civarında savaş gemileri bulundurarak burada söz sahibi olmaya çalışmaları adanın önemini kat ve kat arttırmaya devam etmektedir. Özellikle İngiltere, ABD ve AB Doğu Akdeniz’de askeri varlığını günden güne arttırarak stratejik üstünlük elde etmeye çalışmaktadır. Öyle ki yıllar önce İngiliz Amiral Lord John Hay, Kıbrıs’ı tanımlarken “Bir deniz üssü olarak elde edilebilecek en iyi yer” sözleriyle anlatmaya çalışmış, İngiliz devlet adamı Beaconsfiled ise Kraliçe Victoria’ ya Kıbrıs’ı anlatırken “ Ön Asya’nın Anahtarı” demiştir.
Hal böyleyken, burayı sadece bir adadan ibaret görmek ve pazarlık konusu etmek intihardan başka bir şey değildir. Kıbrıs’ın Anamur’dan sadece 65km olduğunu düşünmek ve Yunanistan başta olmak üzere İngiltere, AB, ABD, Rusya ve komşularımızın Türkiye üzerinde gizli emeller ve tarih boyunca yayılmacı politika beslediklerini bilmek bile, Kıbrıs’ın Türkiye için adeta bir yaşam destek ünitesi olduğunu anlamamızı daha da kolaylaştırır. Türkiye’nin Enosis ve başka tehlikeler karşısında neden sessiz kalamayacağını açıkça izah eder. Türkiye’nin Enosis’ e karşı bu ciddi dik duruşu ve direnişe geçen cesur Kıbrıs Türk halkına verdiği destek, adanın Yunan işgaline uğramasını önlemiş ve bağımsızlık kapısını açmış en büyük faktördür. İşte bu gün Türkiye adada bulunan askeri üslerini son teknolojik askeri sistemlerle donatmalı ve olağan üstü bir durumda Kıbrıs çevresinde bulunan değişik amaçlara sahip, emperyalist güçlere ait askeri gemileri ve denizaltıları saf dışı bırakabilmelidir. Dört yanı düşmanlarla çevrili dünyanın bu cennet köşesinde hür ve rahat yaşamanın tek yolu okumak, okumak ve daha çok okumaktır. Ancak bu yol ile bilim ve teknoloji konusunda bayrağı elimize alabilir, dünyaya huzur ve barışı getirebiliriz…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar