Devletimiz, turizm ürünü pazarlama, tur operatörü, otelci...
Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Devletimiz, turizm ürünü pazarlama, tur operatörü, otelci ilişkisi

13 Eylül 2017 - 00:23

Yıllardır Kuzey Kıbrıs turizm endüstrisinin hak etmediği yerde olduğu üzerinde dururken, sektörel aktörler, önce can sonra vatan mantığı ile bu günlere gelinmesinde önemli bir pay sahibi oldular. Kolay değil, hani hep takdir etmek istediğimiz, ayakta dururken, sırf ülkemizin koşullarının zorluğundan dolayı iş yapmaya cesaret etmenin bile alkış aldığı bu ortam içerisnde geldiğimiz nokta çok kritik. Gerçekten sırat köprüsünde gibiyiz. Ülkemizi pazarlayacak ürün yelpazemizin sağlıklı şekilde (iyi fiyat, kaliteli servis, mutlu misafirler(turistler ) ele alınabilmesi, sektörde ciddi tecrübe ve ekspertiz gerektiren bir bakışa sahip. Çok ama çok hassas bir yapı.

Anlık kararlar, geri dönülmez yollar

Bu günlerde, Turizm Bakanımız ve ekibinin yapmakta olduğu turizm icraatlarının ve çizilen istikametin doğruluğundan dolayı genelde büyük bir sektörel paydaş desteğini de beraberinde getirmesi, Bakanlığımıza ve dolayısı ile bakanımız Sn Faiz Sucuoğlu`na çok özel bir güven de  aşılayacaktır. Bunlar her ne kadar olumlu görünse de, bakanlığımızın yapacağı icraatların itina ile seçilmesi ve “Kuzey Kıbrıs İmajını “ gelinen noktadan daha ileriye götürmek adına, gerekirse profesyonel destinasyon pazarlayan şirketlerden ve turizm uzmanlarından yardım alınması şarttır.Turizm Tanıtma ve Pazarlama dairesi bünyesinin güçlendirilmesi gerek.  Buna sebep olarak imajımızın geldiği noktadan hızla uzaklaşılması ve kendi karakteristik özelliklerini ön plana çıkararak kollektif bir stratejik pazarlama faaliyeti içerisine girilmesinin artık şart olduğudur.. Ülke turizm imajımız hızla daha üst sınıfa çekilmeli ve pazarlama faaliyetleri, yepyeni ürünlerin meydana çıkarılması ile farklı logo, farklı motto, farklı söylem, ve bembeyaz bir sayfa ile oluşturulacak olan stratejiler ile , sürekli dış ülkelerde lobi faaliyetlerinde bulunacak uzman kadroların bakanlığımız bünyesinde en az 5 yıllık anlaşmalar ile istihdam edilmesinden geçmektedir. Ülkemiz hala daha bakir ve bu bakirlik bizleri çok ayrıcalıklı bir konuma sokuyor. Bu amaçla gelecek hafta, Girne Amerikan Üniversitesi turizm fakültesinin gerçekleştirdiği bölgesel imaj çalışmaları ve pazarlama faaliyetleri ile ilgili yazımızı detaylı bir şekilde okuyabileceksiniz. Farklı stratejik pazarlama faaliyetleri ile sizlere bilgi vereceğim.  Bu aşamada bazı istatistikleri paylaşmalıyım, Türkiye`de yerli turizm pazarı (inbound tourism ) %16 artarak ,2015 yılında 15 Milyar TL artmıştır. 30 Milyon kişi  bir bölgeden başka bir bölgeye seyahat ediyor.. Yani iç turizm gittikçe bu ekonomik koşullarda önemini artırıyor. Devletin en üst noktasında ise;  Günü kurtaracak, sezonu idare etmek üzere atılacak olan adımlar, bu güzel ülkenin dış dünya algısını çok derinden etkileyeceğinden dolayı, turizm sektörü ile ilgili olan tüm sektörlerin dikkatli olması gerekmektedir.

2016 yılı çok zor geçecek, tur operatörleri, acenteler, otelciler sıkıntıda  

Türkiye coğrafyasının maalesef  tüm dünya turizm ajansları tarafından “güvensiz destinasyon “olarak anılmaya başlaması, gerçekte çok ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.. Turistler, güvenli olmayan bölgelere seyahat etme planlarını başka bir destinasyona doğru kaydırırken, hali ile bir yılda en az 30-40 bin turisti bu ülkelere taşıyan tur operatörleri de doğal olarak en basit tabir ile, turist bulup bu ülkelere göndermeyecek. Gönderemeyince ne mi olacak, turizm sektöründen beslenen yaklaşık 40 alt sektörün çarkları dönmeyerek turizm ekonomisi önemli bir tahribat içerisine girecektir. Tur operatörü müşteri ( turist ) bulamaz ise, oteller, moteller, villalar, restoranlar, müzeler, tarihi yerler  boş kalacak ve böylelikle bu günkü konumumuzu da arıyor pozisyonuna düşeceğiz. Belirsizlik ortamlarında riskler çoğalır, riskler çoğalınca da tüm turizm paydaşları öncelikle ayakta kalabilmenin yollarını aramak zorunda kalırlar. Sonuç ne mi olur; beklenen hedeflerden yoksun, sadece ayakta kalmaya, sezonu kurtarmaya yönelik çabaların sonucu ile, istihdamlara önem veril(e)meyen, kaliteden uzaklaşmış, plansız, programsız, şansa yapılan bir kısır döngü başlar. Bu kısır döngü, kalitenin yitirildiği, üniversite mezunlarının bile  işsiz kaldığı, servis ve oda hizmetlerinde düşüşün yaşandığı bir alışkanlığa dönüşür. Kuzey Kıbrıs Turizm Sektörü, yıllardır bu konjektürel yapı içerisnde. Türkiye`nin dışarıdan görülen savaş algısı doğal olarak adanın kuzeyini de etkilerken, sürekli tur operatörleri ile yapılacak olan organizasyonlar ile daha fazla Türkiye ve dolayısı ile KKTC Turizm destinasyonlarında güven artırıcı önlemler paketlerinin sunulmaya başlamasından geçmektedir. Yine hepinizi duyar gibiyim, Çok geç kaldık diye, doğrudur geç kaldık ama bu kısırdöngüden çıkılmaz ise inanın 2017 de çok ama çok risk altına girer. 5 yıldızlı tesislerimiz yani kısaca Casinolu tesislerimiz, yaz aylarında özellikle hafta sonu (Cuma –pazar ) Türkiye`den Casino eğlencelerine katılmak üzere misafirlerini ağırlarken, diğer yıldızı daha az  oteller de farklı oluşumlar ve aksiyonlar içine şimdiden girmeli. Potansiyel misafirin algısında değişikliğe gidilerek “Terörizmin tüm dünyanın sorunu olduğu algısı bu kişilere yerleştirilecek. Bu aşamada, görsel ve sosyal medya üzerinden hızla direk algıyı etkileyecek reklam kampanyaları tasarlanmalı.Yurt dışı imaj reklamları da önem arzediyor.  Basın burada da devreye girmeli açıkçası, güven aşılamak, algıda değişiklik yapmaya çalışmak en önemli imaj çalışmalarımızdan birisi olmalı.

Rezervasyon Düşüşleri hangi destinasyonlarda

Gerçekten de yabancı TV kanallarını ve turizm portallarını incelediğimiz zaman Türkiye’nin güneyinde  olan Tunus ve Mısır, ayrıca son aylarda bombaların patladığı Fransa, rezervasyon anlamında çok önemli bir düşüşün eşiğinde. Büyük tur operatörlerinin tercih ettiği ve bu turizm destinasyonlarından  kaydırılan rezervasyonlar, İspanya, Hırvatistan, Yunanistan, İtalya, ve Bulgaristan’a kaymış durumda Yerli turist için sevindirici bazı cümleler de kurmakta fayda var; bu yıl erken rezervasyon korkusuna kapılmayın;  fiyatlar ister istemez düşecek, belki de hiç beklemediğimiz, otelciler tarafından da arzu edilmeyecek seviyeye kadar. Ama baştan da söylediğimiz gibi, bu yıl arz talep parametresinde ibre ne tur operatörü ne de otelci tarafında. İpler tamamı ile müşteri yani ( turist- tüketici )nin elinde. .Ülkemizin direk  rakip pazarlarımız olmamasına rağmen; bölgemizin ateş çemberi olarak adlandırılması ve bitmek bilmeyen Suriye savaşı ve göçler, farklı bir psikolojik savaşın eşiğine gelindiğinin de bir göstergesi. Bu satırları yazarken, Eski Amerika Cumhurbaşkanı Bill Clinton’ın verdiği bir konferansta kullandığı kelimeler geliyor aklıma  ” Türkiye 2 Milyonu aşkın Suriyeli Mülteci`ye ev sahipliği yaparken, dünyaya da büyük bir ders veriyor ve mutlaka finansal yardım yapılmalı”. Bu sempatik ve imaj artırıcı kelimeler aslında Türkiye`nin Ortadoğu`da Suriye ile en büyük sınır hattına sahip ülke olma gerçekliği ile birlikte (911 km ) , sınırda DAEŞ ve IŞID tehlikelerinin de Avrupa`lı turistlerin algısının değişmesine yardımcı olmuyor veya olamıyor.

Ne Yapılması Gerek ?

Charter uçuşlar ve bu uçuşlar ile beslenen tur operatörleri ve diğer yabancı yatırımcılar, ülkemizin yatırım cennetine dönüştüğüne  inandırılmalı ve bürokratik kaosun sıfıra inildiğine dair sürekli sempozyum, uluslar arası form ve fuarlarda artık bu gibi unsurların ön plana çıktığı tanıtım faaliyetlerine dönüştürülmeli. Bu aşamada son günlerde aslında sahiplerinin Türk olduğu ama sanki ısrarla Yabancı bir Tur operatörü gibi gösterilmek istenen “Corendon” gerçekliğinden de söz etmek istiyorum. Geçmiş dönemlerde, küstürülüp, adamızdan çekilen Corendon Şirketi ile Mayıs ayı itibarı ile; yeniden adamıza geri dönüş sağlandığını ve bu yıl 30 Bine yakın turist getirileceğine dair duyumlar ve bildiriler verilmeye başlandı.Corendon daha fazla charter ve wet lease şeklinde organize ettiği uçuşlarını “Hollanda, Belçika, Danimarka, Finlandiya, İsveç, Norveç, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya,Çek Cumhuriyeti ,Makedonya, Estonya vs den gerçekleştirmektedir.Daha fazla alt ve orta sınıf turist profili taşıyan bu tur operatörü ve hava taşımacılığı şirketi, özellikle bu yıl için çok önemli. Krizde olan bölgesel turizm Corendon ve diğer tur operatörlerinin  önemini daha da artırmakta. Tabii ki, fiyat aralığının  da oteller ile birlikte başarılı şekilde verildiğini düşünmekteyim veya öyle olmasını canı gönülden arzu etmekteyim, çünkü verilecek olan çok düşük fiyatlar (ortalama 3 yıldızlı tesislerde dbl da pp – iki kişilik odada kişi başı fiyat, 20 Euro HB ) tüm turizm ürünümüzün yani bütün Kuzey Kıbrıs destinasyonun asla bir daha imaj anlamında tamir edemeyeceğimiz hasarlara sokulmasına vesile olacaktır. Bu yıl ülkemize turist gelecek diye, dış dünyadan refleksiyon anlamında çok da iyi yerlerde olmayan turizm karakterimizin daha da bozulmasına sebep olacaktır.

Diyeceksiniz ki; hiç mi turist gelmesin , bu insanlar iş mi yapmasınlar ? Kesinlikle bulmak istediğimiz sorunun yanıtı bu değil; yani olmamalı.. Önemli olan, turist gelirken de otellerimizin hak edişi ile pazarlanması. İşte bu nokta çok ama çok önemli çünkü tur operatörleri genellikle 1 haftalık konaklamalarda ortalama 90-125 Euro arasında her turistten teşvik almaktadırlar. Otelcilerimiz de bu yüzdendir ki, servis kalitelerini ve nitelikli insan gücünü istihdam edebilmek adına, gelir kalemlerindeki en önemli unsur olan oda fiyatlarını hak edişlerinin altında pazarlanmamalı veya tur operatörleri tarafından mecbur bırakılır ise, bu geri dönülmez bir davranışın kapılarını açacaktır. O da düşük profilli bir turizm destinasyonuna imza atmak. Oda fiyatlarını düşük verirseniz, bir daha yukarıya çekmek çok zor olur.

Son olarak da belirtmekte fayda görmekteyim, 2 hafta önce KITOB genel kurulunda da belirtildiği ve Turizm Bakanlığımız tarafından avukatlar nezdinde bilirkişiler ile birlikte booking.com sitesine karşı açılacak olan dava da çok önemli. Dünya`nın turizm okyanusu olan “booking.com” da ister Türk, İster Eşdeğer koçanlı Otellerimizin farklı ürün özelliklerine göre rezervasyona yani kontenjana açık olmalarını sağlamak, ivedilik ile atılması gerekli en önemi adımlardan birisi gibi görünüyor. Düşünsenize, tüm dünya istediği ülkeye, evdeki bilgisayarından ulaşıp, seçtiği ülkedeki otellerin hepsini görebiliyor, yorumlarını takip edebiliyor.. En büyük tanıtım ve pazarlama modeli bu aslında. 20 Bin üzerindeki KKTC yatak sayısından sadece Türk toprağı olan 600 civarındaki yatağın (Le Chateau Lambousa, KemerliKonak, Manolya,ve L.A hotel ) burada yer alması, çok vahim bir durum. Politik bir engellemenin kurbanı olan diğer tesislerimizin de mutlaka hakkını araması ve ortak bilinç geliştirlmesi. Bütünsel hareket mutlaka olumlu sonuçlar doğuracaktır. İnanarak devam etmeliyiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar