Güneydoğu Akdeniz Stratejik Gelişmeler ışığında Kuzey...
Doç. Dr. İsmet Esenyel

Doç. Dr. İsmet Esenyel

Güneydoğu Akdeniz Stratejik Gelişmeler ışığında Kuzey Kıbrıs turizm ve konaklama sektörü

28 Kasım 2018 - 07:20

Anavatan Türkiye’miz Fatih sondaj gemisi ile Akdeniz’e yol alırken Milli Savunma Bakanımız Sn. Hulusi Akar Kuzey Kıbrıs Türkü ve Türkiye halklarının Akdeniz’de bir toplu iğne başı kadar hakkının yenilmeyeceğini tüm dünyaya ilan etti.

Güneyli komşular ExxonMobil, Shell, Eni gibi dünya devi petrol şirketlerini arkalarına alarak başlattıkları Güneydoğu Akdeniz sözde MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını yok hükmünde ilerleme faaliyetleri; birçok yeni siyasi ve ekonomik çıkar çatışmalarına yol açacak görüntüde.

Bu arada kimse bizim parsellerimizde artık hidrokarbon yatakları yok demesin çünkü bölgeyi karış karış tarayan araştırma gemileri bölgenin rezervlerinin Arap Yarımadası’ndan daha zengin olduğu yönünde.

Mısır ve İsrail zaten yanlarına GKRY alarak bizlerin zaten Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kaynaklı haklarını çoktan gasp etmiş durumda. Mersin açıklarında başlayan araştırmalar mutlaka Türkiye ve KKTC bölgelerinde de devam etmeli. Neden mi? AB ve Rusya’nın bölgede var olabilmesi bu hidrokarbon yataklarından çıkacak olan enerji ile doğrudan alakalı. Birçok tarihten kaynaklanan süreçler yıkıldı. Ruslar Akdeniz’e çoktan açıldı.

Suriye’de en stratejik alanlarda üslerini Amerika`ya karşı elde ettiler. Suriye petrollerine karşılık “Türkakım” projesi ve Anavatan Türkiye’mizin dış ticaret açığının yüzde seksenini oluşturan 40 milyar dolarlık enerji ihtiyacından kaynaklanan finans. Türkiye, KKTC, ve kendi MEB parsellerinde hidrokarbon yataklarını bulup çıkarırsa sadece bölgesel güç değil Dünya’nın en büyük güçleri arasında yerini çoktan alacaktır.

Tüm mesele bu hidrokarbon yataklarının bulunarak çıkartılmasında. Kolay mı? Hayır değil ama imkânsız da değil. Her şey uluslararası çıkarlar nezdinde dönenen bir ekonomik savaş. Askeri savaşa döner mi? Hiç belli olmaz, Yunanistan’ın ısrarlı Ege Denizi’nde karasularının 12 mile çıkma ısrarı ve Türkiye’yi Ege’de kendi içerisine hapsetme isteği, ayrıca Güneydoğu Akdeniz’de hidrokarbon yataklarının yukarıda bahsettiğim güçler ile parsellenmesi Türkiye’nin hem ekonomik, hem de siyasi yönden güçsüz ve istikrarsızlaştırılma çabaları artık daha farklı bir göz ile makro boyutta görülmeli. Bu makro boyut ise tek bir cümle ile açıklanabilir. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gücü Güneydoğu Akdeniz’den geçmektedir. Burada sadece Rumlar yoktur. Dünya’dan tecrit edilmeye çalışılan KKTC tek bir açılım ile güçlü olabilir. Ekonomik gelişim ve dönüşüm bizleri Rumların bizleri vurmaya çalıştığı ekonomi satrancı ile kendi silahları ile vurabilecek tek yoldur. Anavatan Türkiye ile artık çok yapısal değişimleri tüm dünyaya ilan etmemiz gereklidir.

Siyasi çaresizlik ışığında yeni ekonomik açılımlar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız Sn Mustafa Akıncı’yı son yaptığı Kıbrıs görüşmelerine istinaden dinlerken gerçekten de Kıbrıs meselesi anlamında müthiş bir özetin zaman tüneli içerisinde dinleyenlere aktarıldığına şahit oldum.

Al ver süreçleri, Anavatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak yaptığımız açılımlar ve sürekli Rum komşularımızın topu taca atma ve zamana oynama istekleri bütünü ile ele alındı. Özetle yapacak bir şey yok diyordu Sn Cumhurbaşkanımız çünkü uluslararası siyaset arenasında sürekli taraf olunan ve şımartılan Güneyli komşularımız “sıfır asker, sıfır garanti “konularında ısrarlı olunca iki yıllık süren tüm çabalar bir anda heba olup gitti.

Oysa 2015 yılı itibarı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında, barış görüşmeleri hız kazanmıştı ve bir anda son olarak BM Genel Sekreteri Sn Guterre’in de sonuç bildirgesinde suya sabuna dokunmayan ifadeleri bizlerin Türk kesimi olarak canını sıkmıştı. Ancak bu yazımızın esas temasını oluşturan ve geçmişte kaleme aldığım bir makalemi tekrardan hatırlatma ihtiyacı duydum.

Cumhurbaşkanımız artık kendi nesillerinin bile bulunan bu hidrokarbon yataklarının sonucunda Rumları daha bir şımarık hale getirdiklerini ve federal çözüme sözde başka arayışlar getirerek oyunda varmış gibi ama yok taktiğini uyguladıkları ve bunun open end yani ucu açık bir süreçte devam etme taraftarı olduklarını artık tüm dünyanın görmesini istediklerini belirtti. Artık şahsımın yapacak bir şeyi kalmadı çünkü Türk tarafının tüm yapıcı adımlarına karşın bizi Kıbrıs adasında ortak taraf olarak görmeyen bir ideoloji hâkim dedi.

Oyunun kuralları yeniden şekillenmeye çalışılıyor ve bizler artık çok farklı bir siyasi ve ekonomik anlayış geliştirmemiz lazım. Bu süreç çok önemli çünkü bizlerin yeni ekonomik kazanımlar eşiğinde tüm mevzuatlarımızı dünyaya bütünleşmiş yani entegre edebilmenin farkına varmalıyız. Turizm sektöründe ne mi olmalı ? Eğer bir gün olacaksa AB sürecinde turizm ve konaklama sektörünün analizinin yapılmasının zamanlaması açısından böylesine bir çalışmanın yapılmasına ihtiyaç duyulacaktır.

Turizm sektörü ve AB

Avrupa Birliği’nde esas teşkil eden turizm politikası  “Avrupa ülkelerinin kendileri arasında yaratacakları ekonomik çarpan etkisi ile, hem turizm sektöründeki kaliteyi en üst seviyeye çekmek ve bu amaçla Avrupa destinasyonunu, dünyanın en gelişmiş turizm olgusu haline dönüştürmek” üzerine kurulmuştur.

Bu amaç ile, Avrupa birliği uyumlu HOTREC (Avrupa Otel, Restoran, ve Cafeler Birliği) kapsamlı bir şekilde sistem olarak incelenmiş ve bu çalışmanın esasını oluşturan uygulamaların Kıbrıs adası geneli ve Türkiye destinasyonları örnek olarak verilmiştir.

Avrupa Birliği Parlamentosu ve Avrupa destinasyonu şemsiyesi altında bulunan tüm servis ve konaklama sektörü kurum ve kuruluşlarına köprü oluşturmak felsefesi ile kurulmuştur. Boyutları o kadar çok kuruluş felsefesini aşmıştır ki; bu koskoca sektör içerisinde işçi ve çalışan mobilite ve senkronizasyonu ayrıca bilgi ve tecrübe aktarımı ile birlikte, üniversiteler ile işbirliği yaparak; stajiyer tedariği ve iş hacmini çoğaltabilmek adına çok geniş bir alan içerisinde faaliyet göstermektedir.

AB ülkeleri ve parlamentosu; kesinlikle destinasyon olarak Avrupa Birliği ülkelerinin daha uzun yıllar sağlayacağı popülarite ve bilgi birikimi ile hep zirvede olma misyonu taşımaktadır. Bu vesile ile; konaklama sektörü denildiği zaman; sektörü ilgilendiren ve veya sektör ile direkt dirsek temasında olan tüm kesimler ile mevzuat gelişimi ve uygulanması adına çok hassas uygulamalar geliştirmiştir.

Bu uygulamalar; tüketici ilişkileri, vergilendirme, sağlık, yiyecek, sürdürülebilirlik, sosyal ilişkiler, telif hakları, sınıflandırma, online dağıtım, standartlar, yerli iç pazar, rekabet, müteşebbis-girişimci politikaları, ve istatistik alanlarını kapsamaktadır. Daha önceki yazılarımda da HOTREC önemine değinmiştim.

HOTREC tarafından yayımlanan bildiride; 2011 yılının Mayıs ayında Lüksemburg, Türkiye, ve Kıbrıs HOTREC bünyesine dahil edildiler. Lüksemburg ve Kıbrıs AB tam üyesi olduklarından dolayı herhangi bir zorluk ile karşılaşmazken; Türkiye destinasyon olarak Türkiye Otelciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) ve Türkiye Otelller Federasyonu (TUROFED) tarafından gözlemci statüsünde bu birliğe kabul edildi. Böylesine emin adımlar ile yola çıkılan sürecin akabinde, 2013 ve 14 yıllarında tamamı ile AB ülkelerine çağrı yaparak, tur operatörlerinin güzergâhını Kıbrıs’ın doğal ve tarihi güzelliklerini keşfetmek adına Kıbrıs Adası’na yönlendirilmesi istenilmiştir.

Bu geçiş yılları diye belirteceğimiz 2 yılda AB özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs ekonomilerini kurtarmak adına çok önemli faaliyetler içerisine girdiler. 2016 yılında 2.8 milyon olan turist sayısını özellikle Rus pazarının da etkisi ile 3.4 milyon turisti yakaladıkları 2017 yılında bu yıl İngiliz pazarının canlanması ve Rusların turizm tatil cenneti dedikleri Türkiye’ye tekrardan geri dönmesi ile 2018 yılı sonunda 3,8 milyon turist hedeflemektedirler.

Daha önce de belirttiğim gibi çok önemli lobi faaliyetleri ile birlikte oluşturdukları ve Thomas Cook gibi büyük tur operatörlerini de yanlarına çeken Rum kesimindeki otelciler; TravelMole.com, ve Green Destination gibi portallarda Baf ve Limasol Sahillerini Avrupa’nın en fazla Mavi Bayrak (Blue Flag) taşıyan yerler olarak ilan ettiler. Bu pazarlama stratejileri neticesinde inanılmaz bir pazarlama ve promosyon faaliyetleri ile kişi başına düşen en fazla Mavi Bayrak sayısı ile Avrupa Birliği çanağında 1. sıraya yerleştiler. Bizler de çok yakında denizlerimiz ile ilgili çok yeni açılımlar yapacağız ve bunları yapısal dönüşüm 2019-21 programı içerisine de koyduk açıkçası.

Güney Kıbrıs HOTREC Pazarlama Stratejileri

Pazarlama stratejilerini de aslında kanaatimce yapısını incelediğimiz zaman turizm sektörüne gönül vermiş ve ülke menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan profesyonel kişilerden oluşturdukları CTO (Kıbrıs Turizm Örgütü) , öncelikle işe turistik alanların ve kitle turizminin yoğun yaşandığı Limasol Sahil Şeridi ve Alternatif turizm olarak Baf bölgelerindeki doğal ve tarihi yerleri rehabilite etmek ile başladılar. Özellikle Kıbrıs Hava Yolları’nın batması ile birlikte, yeni charter havayolları bularak, anlaşmalar yaparak, Kıbrıs Adası’na olan ilgiyi internet pazarlamasına da yoğun önem vererek aştılar. Sürekli web sitelerinde takip ettiğim üzere, e ticaret (e commerce) faaliyetlerini de çoğalttılar. Biraz önce bahsettiğimiz yeni hava yolu şirketlerine, turizm sezonunu uzatmak adına yüksek sezonun dışında bizim ülkemizde de benzerlerinin yüksek sezonda daha fazla yapıldığı “teşvik” kapısını ve havaalanı vergileri ve diğer uçak ayakbastı vergilerinde yumuşatmaya girdiler.

Böylelikle, turizm gelirlerini çoğaltacak unsurlara da yöneldiler. Amaç, daha fazla turist çekerek kış turizminden de azami gelir elde etmeyi baş hedef olarak kendilerine koydular. Bir an düşünün, Kuzey Afrika ülkeleri, Mısır, Tunus, hemen yanı başımızda olan Lübnan ve Suriye’de süregelen iç savaş, bir AB ülkesi olarak bölgede GKRY son derece cazip hale getirmektedir. İlk etapta 14 Euro olan kişi başı vergi indirimlerini bu yıl itibarı ile 25 Euro ya çıkardıklarını ilan ettiler. Bu ne demek, getirilen her yolcu tur operatörüne ek kazanç getirecek.

Havayollarını bir de teşviklendiren strateji ise, hiç girilmeyen pazarlardan turist getirilir ise, hem uçak hem de getirilecek olan her yolcu anlamında destek verileceği. Rum komşularımız bu düzenlemeleri HOTREC kural ve mevzuatlarına göre adapte ediyorlar bu da çok önemli bir açılım aslında.

Bizlerin ekonomik bütçeler ışığında koyacağımız turizm pazarlama bütçesi maalesef istediğimiz noktada değil. Geçen yıl tüm bütçe içerisindeki payı % 2,5 iken bu yıl % 1,61 e düşmüş durumda. İstediğimiz tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine yeni bir kanal açmak zorundayız. Bu da daha ekonomik ve daha etkin olan digital pazarlama yöntemi ile olacak.

Yeni geçirilen yasalarımız

Yeni poşet yasası, çevre yasası, gürültü ve ses yasası bu anlamda attığımız Turizm ve Çevre Bakanlığı’nca atılan adımlarımız. Gıda kuralları ve hijyen kriterleri, özellikle çoğu otelimizde göz ardı edilen HACCP kuralları ve uygulamaları HOTREC standartlarına çekilecektir.

Sağlıklı beslenme kriterleri, her yemek yiyeceğiniz menüde sıralanmalı, kalori miktarından tutun da yağ ve karbohidrat değerlerine kadar detay yazan menüler geliştirilmek zorunda kalınacak.

Tüketici hakları özellikle konaklama sektöründe, sözü verilip de yerine getirilmeyen hiçbir seyahat unsurunda , paket turlarda ihmal, suistimale yer verilemeyecek.

İnsan kaynakları departmanları ve çalışanların sürekliliği ve istikrarı konusunda çok hassas davranan AB yasaları eğitimli iş gücüne, kaliteli servisin ancak kaliteli insan faktörü ile yakalanacağına inanmakta.

Bu yüzden sertifikalı ve diplomalı iş gücü çok önem arz etmekte. HOTREC bizleri aslında otel sınıflandırmaları açısından da bir standart seviyeye getireceğini inanıyorum çünkü AB sınıflandırmaları bizim ülkemizden daha farklı uygulanmakta.

Farkında iseniz, ya bu standartları bugünden uygulamaya başlayıp geleceğe hazırlanacağız, ya da bu süreçte hazırlıksız yakalanıp bu serüvenin dışında kalarak kendi sınıfımızı bir üste çıkaramayacağız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar