Suriye meselesi…
Taha Can Gürlek

Taha Can Gürlek

Suriye meselesi…

02 Ocak 2019 - 20:38

                Bulunduğumuz coğrafyaya bakıldığında Suriye çok önemli stratejik konuma sahip bir ülke olarak göze çarpmaktadır. Suriye hâkimiyeti sağlanmadıkça, Ortadoğu’da etkin bir aktör olunması söz konusu değildir. Geleceğe ışık tutan yegâne kaynak olan tarihe baktığımız zaman, Suriye’nin öneminin daha çok farkına varabiliriz. Tarihe adını büyük olarak yazdıran hemen hemen bütün imparatorluklar, Suriye için bir mücadeleye girmişlerdir. Mesela dünyanın ilk yazılı antlaşması olan Kadeş antlaşmasının konusu Suriye’dir. Hitit, Roma, İslam medeniyetleri, Osmanlılar, Fransızlar ve İngilizler burası için sürekli bir mücadele içinde olmuştur.

                Yaşadığımız coğrafya olan Anadolu için ciddi bir anahtardır Suriye. Önemli bir Ortadoğu aktörü olan Mısır için ciddi bir beka problemidir. Suriye’ye egemen olabilen güç bu iki bölgeyi tehlikeye düşürme potansiyeline sahiptir. Filistin ve Kudüs gibi dünyanın gidişatını değiştirme yetisine sahip önemli bölgelerin de güvenlik problemini Suriye’nin kaderi tayin eder. Daha detaylı bakarsak konuya “ Arz-ı Mev’ud ” aslında dini olmaktan çok stratejik bir meseledir.  Çevresi Arap ülkeleri ile çevirili olan bir coğrafyada tutunmak istiyor ve mutlak bir Filistin hâkimiyeti umuyorsanız, Fırat ve Nil arsında olan toprakları elinizde bulundurmanız hayati önem taşır. Ya doğrudan bir hâkimiyetle ya da dolaylı yoldan bu bölgede bir şekilde egemen olmanız gerekmektedir.

                Tarihe ışık tutarsak Haçlılar içinde Suriye’nin önemi gözden kaçmamıştır. Haçlılar Suriye seferine çıktıklarında önce Suriye coğrafyasının stratejik noktalarını ele geçirmiş, ardından Kudüs’e ilerlemişlerdir. İlginçtir o dönemlerde Urfa’nın Müslümanların eline geçmesinden dolayı Kudüs tehlikeye düştü diyerek II. Haçlı seferini düzenlemişlerdir.

                Günümüze gelindiğinde Suriye meselesi, Suriye’de kimin ne çıkarı var şeklinde ele alınmalıdır. Çünkü Suriye hala stratejik önemini koruyan bir yapıya sahiptir. Komşularına bakıldığında bu durum daha net anlaşılmaktadır. Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye Suriye’nin komşuları arasında yer alır. Bu durum Suriye’yi kendi eksenine çeken her gücün kendi konumunu bu coğrafyada güçlendireceği anlamına gelir. Bütün bunların yanında Suriye’nin asıl etkin olma sebebi İsrail ile olan komşuluğudur. İsrail ile komşu olması, Lübnan ve Ürdün üzerinde etkin bir yapıya sahip olması, Filistin’de bulunan örgütler içinde etkin nüfuza sahip olması onu daha önemli bir noktaya taşır.

Ruslar için önemi nedir?

                Bütün bunların yanında 1971 yılında Sovyetler Birliği ve Suriye arasında imzalanan anlaşma sayesinde Rusya’nın Suriye’nin Tartus kenti limanında bir deniz üssü olması ve bu üssün Akdeniz’de bulunan tek üs olma niteliğine sahip olması. Bütün bunların yanında Rus ve Suriyelilerin yakın ilişkilere sahip olduğunun unutulmaması lazım. Karadeniz’den gelen deniz trafiğinin Boğazlardan ve Doğu Akdeniz’den geçme zorunluluğu ve güneyde Süveyş kanalı, Türk Boğazı gibi önemli noktaların bulunması bu üssün stratejik öneminin Ruslar açısından önemini kat ve kat arttırmaktadır. Suriye, hem bölgesel hem de küresel güçlerin Akdeniz’e erişim sağlaması açısından önemli bir emlak.

                Suriye yer altı zenginlikleri açısından da önemli bir konumda. Bu nedenle petrol üreten ülkelerin çıkarlarını da yakından ilgilendirir. İran’ın bölgede elinin güçlenmesi bölgedeki aktörlerin en son isteyeceği şeydir. Suriye mevcut konumuyla ABD, AB hatta Rusya için İran’ın Akdeniz’e ulaşmasına karşı bariyer görevi yapmaktadır. Zamanla meydana gelen yeni konularda Suriye’nin önemini arttırdı. Örneğin; Doğu Akdeniz’de doğalgaz bulunması, Suriye’nin değerine değer katmıştır.

 

Batı için önemi nedir?  

            Rusya gibi eski günlerine özlemle bakan ve o günlere dönmeye çalışan bir ülke bu bölgede mevcut konumunu güçlendirmeye çalışırsa, karşısında derhal süper güç olan ABD belirecektir. Bölgede Rusların güçlenmesi batı dünyasının güvenlik sorunsalı yaşamasına neden olur. Somut bir ifadeyle İran’ın batıya doğru genişleyen nüfuzu, diğer yandan İsrail’in bölgedeki kaygıları Amerika’nın sıkı takipçisi olduğu konulardır.

            ABD’nin bölgede bulunan petrol, doğalgaz üretimini ve sevkiyatını güvene almak gibi daha derin çıkarları da mevcuttur. Konunun ABD’nin fosil yakıtlara olan bağımlılığıyla ilgili değil; ABD bu konuda zaten tartışmasız ihracatçı konumda. Ama ABD’nin ekonomi ve güvenlik üzerine inşa edilmiş politikası AB, Japonya, Kore hatta Çin başta olmak üzere Asya Pasifik bölgesinden oluşan küresel sistemle bütünleşmiş olmasıdır. Bu ülkeler ise Ortadoğu’nun fosil yakıtlarına bağımlı olduğundan; Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’in güvenliği daha fazla önem kazanmıştır ki Suriye bu tablonun önemli parçalarından biridir.

Türkiye için önemi nedir?

                Türkiye’nin çok farklı endişeleri mevcut ve siyasi tercihi iktidarda kimin bulunduğuna göre değişim gösterir. Cumhuriyet tarihine baktığımızda; komşularının iç siyasetlerine karışmaktan kaçınmış bir Türkiye görüyoruz. Buna karşın günümüzde Suriye meselesine taraf olmuş bir Türkiye tablosu görmekteyiz. Arap Baharı yaşanırken Türkiye Sünni Arapların söz sahibi olduğu siyasi sistemleri desteklemekten kaçınmamıştır. Türkiye’nin terör hassasiyeti de göz önüne alınırsa, bölgede YPG/PYD hâkimiyeti istememesi sahaya inmesine neden olmuştur. 

                Türkiye açısından başlıca sorunlardan bir tanesi ise Esad’a ne olacağı ve iç savaş sonrası Suriye’nin nasıl şekil alacağıdır. Türkiye’nin bölgede yeni aktörler istememesi, mevcut aktörlerin güçlenmesine karşı çıkması en doğal hakkıdır. Bütün bu ihtimallere karşı elini taşın altına koymuş bir Türkiye bölgede çok fazla dengeyi alt üst edebilir. Çünkü Türkiye oyun kuramasa da oyun bozabilecek güce sahiptir. ABD’nin Suriye’den geri çekilmesiyle dengeler alt üst olmuş olsa da oyun henüz bitmemiştir. Türkiye için şu an görünen tablo iç açıcı olmasa da Türkiye’nin kararlılığı, bölgede etkin ve caydırıcı olması aleyhine gibi gözüken bu durumu lehine bir duruma çevirebilir.

                Türkiye kararlılığından vazgeçmez ve dik başlılığını sürdürürse Suriye masasından çok fazla kazanımla kalkabilir. Son günler hiç iyi olmadığı kadar iyi olan Türk – Rus ilişkisi Türk Akımı boru hattı, S-400 anlaşması ve daha birçok stratejik bağ ile kuvvetlenmiş bir vaziyette. ABD’nin geri çekilmesi ile yeni bir süreç başlatmış olması ve Türkiye’nin masada müttefiği tarafından yalnız bırakılması Türkiye’yi riskli ama avantaj sağlayacağı bir konuma taşımıştır. 

                Zamanın ne getireceği bilinmez lakin zamanın ruhunun iyi okunması ve doğru hamlelerin yapılması durumunda çok farklı bir Türkiye ve istikrara kavuşmuş bir bölge görmemiz kaçınılmazdır…

YORUMLAR

  • 7 Yorum
  • Turgay Yıldızoğlu
    1 hafta önce
    Çocuğa anlatır gibi meseleyi anlatmışsınız salt yalın ve sade
  • Kağan Basmacı
    2 hafta önce
    Tespitler güzel ama büyük bir eksik var Suriyeye suriyelilerin gözünden bakmamışsın hemde tüm etnik ve politik unsurlarıyla
  • Mert Akkanat
    2 hafta önce
    Sayın Taha Can Gürlek kalemine sağlık çok güzel bir yazı.
  • Yunus MuazSOGANCI
    2 hafta önce
    Güzel bir tespit Tebrik ediyorum.Başarılı yazılarının devamını diliyorum.
  • Sıddık Sert
    2 hafta önce
    Tebrik ederim. Çok güzel anlatmışsınız...
  • Baran Geben
    2 hafta önce
    Tebrik ediyorum.Guzel bir yazi bizleri aydinlattiniz.
  • Sevtap sonracı
    2 hafta önce
    Yine kalemin hakkını vermişsin. Ellerine, emeğine sağlık.

Son Yazılar